5 Ocak 2016 Salı

KABT 10.Blog Tur // Elantris - Brandon Sanderson

Kitap Adı: Elantris
Yazar: Brandon Sanderson
Orijinal Adı: Elantris
Seri Bilgisi: Elantris. #1
Yayınevi: Akılçelen Kitaplar
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 510
Goodreads Puanı: 4.15

Puanım:



ELANTRİS bir zamanlar güzeldi ve tanrıların şehri olarak anılırdı… Güç, ışık ve büyünün şehri. Bu şehri ziyaret edenler taşların bile içlerinden yayılan bir ışıkla parladığını ve şehrin muhteşem güzellikte, büyülü harikalarla dolu olduğunu söylerdi.. Gece olduğunda Elantris kocaman, gümüş bir ateş topu gibi parlar ve çok uzaklardan bile rahatlıkla görülebilirdi.
Bu muhteşem şehrin, bu muhteşem şehirden daha muhteşem sakinleri vardı. Saçları parlak beyaz, derileri neredeyse madeni bir gümüş renginde; Elantrianlar şehrin kendisi gibi parlardı. Efsanelere göre ölümsüz veya neredeyse ölümsüzdürler. Vücutları hızla iyileşirdi ve büyük bir güç, anlayış ve beceriklilik ile kutsanmışlardı. Ellerinin bir hareketiyle büyü yapabiliyorlardı ve Opelon’ın dört bir yanından insanlar, Elantrian şifası, yiyeceği veya bilgisi için Elantris’i ziyaret ederlerdi. Elantrianlar tanrıydı.

Herhangi biri Elantrian olabilirdi.

Shaod denilirdi, yani Dönüşüm. Rastgele olurdu; çoğunlukla geceleri ve hayatın yavaşladığı gizemli saatlerde. Shaod dilenci, zanaatkar, soylu veya asker demeden alırdı. Geldiğinde, şanslı kişinin eski hayatı son bulur  ve o kişi yepyeni bir hayata başlardı. Sıradan varoluşu geride kalır, Elantris’e taşınırdı. Elantris; mutluluk içinde yaşayıp, bilgece yöneteceği ve ebediyen tapınılacağı yerdi ne de olsa…

Ebediyet on yıl önce sona erdi. 

“Elantris. Devasa, abanozdan bir blok: artık bir şehirden çok, bir şehrin cesedi.”



Elantris adında tanrıların şehri olarak anılan bir şehir düşünün. Mucizeler şehri. Gücün, büyünün, ışığın şehri. Bu muhteşem şehrin en az kendisi kadar muhteşem olan sakinlerini düşünün. Saçları parlak beyaz, derileri gümüş renginde. Güçle kutsanmışlar. AonDor adı verilen bir sistem sayesinde ellerinin bir hareketiyle akıl almaz büyüler yapabiliyorlar ve insanlara yardım edebiliyorlardı. Kısacası Elantrianlar tanrıydı. İşin en ilginç tarafı ise herhangi biri Elantrian olabilirdi. Shaod adı verilen Dönüşüm dilenci, soylu, asker demeden rastgele birini seçerdi ve artık o kişi için eski hayatı sona erer, yepyeni bir hayata başlardı. Sonuçta Elantris, mutluluk içinde yaşayacağı ve ebediyen tapınılacağı yerdi ne de olsa. Fakat bu edebiyet on yıl önce sona erdi. Elantris bilinmeyen bir sebeple tüm ihtişamını yitirdi. Beyaz saçlı, gümüş derililerin yerinin artık saçları dökülen, vücudu lekelerle dolu olan ve yaraları iyileşmeyen insanlar aldı. Elantrisin sokakları artık ışık değil çamur saçıyor.

“Elantris parlamayı kesmiş ve kararmıştı. Ve bu sadece 10 yıl önce olmuştu. On yıl yeterli değildi. Taş sadece 10 yıl bakımsızlıkla ufalanmamalıydı. Bu kadar az sayıda ve çoğu felçli olan yaşayanlar varken pislik bu kadar hızlı birikmemeliydi. Sanki Elantris intihar etmekte olan, ölmeye kararlı bir şehirdi.”

Kitap 3 bölümden oluşuyor; Elantris'in Gölgesi, Elantris'in Çağrısı ve Elantris'in Ruhu.

Elantris üç bölüme ayrıldığı gibi üç karakterin hikayesi  anlatıyor; prens, prenses, rahip.


Raoen; Arelon ülkesinin prensidir. Halk tarafından sevilen, saygı duyulan, ahlaklı biridir fakat kendini bir sabah Shaod’a yakalanmış olarak  bulur ve apar topar Elantris’e atılır. Böyle bir durumun duyulmasından korkan kral yani babası herkese oğlunun öldüğünü ilan etmiştir.

Sarane; Teod ülkesinin prensesidir. Raoden ile hiç karşılaşmamış olmasına rağmen politik bir amaçla onunla nişanlanmıştır ve yakına evleneceklerdir.
Sarane alışık olduğumuz çoğu prensesin aksine zeki, cesur, azimli, kendine güvenen, dobra ve politik meselelerde başarılı bir prensestir.

Hrathen; Arelon'u kendi dinine çevirmeye gelmiş bir din adamıdır. Kendisini halkın kurtarıcısı olarak gören oldukça zeki bir insandır. Hrathen bölümlerini okurken biraz sıkılsam da kitabın dili oldukça akıcıydı. Boyutu sizi korkutmasın. Kitabın nasıl bittiğini anlayamayacaksınız.

Olaylar sadece bu üç karakter etrafında dönmüyordu tabii ki. Pek çok yan karakter olmasına rağmen kitaptaki favori karakterim olan Galladon dan da bahsetmek istiyorum. Galladon, söyledikleriyle beni hem güldüren hem de uzun uzun düşünmeme neden olan bir karakterdi. Yıllarca Elantris’de olduğu için artık umudunu kaybetmiştir ama ne yaşamış olursak olalım hepimizin az da olsa bir umut yok mudur?

Kitabı okurken yazarın ilk kitabı olduğunu öğrendim. Bu yüzden daha basit bir kitap bekliyordum ama Sanderson, her şeyi silip yeni, kocaman ve alışık olmadığımız bir dünya yaratmış. Dini meseleler ve politik entrikalar üzerine kurulmuş olan bu kitap sizi alıp bambaşka yerlere sürükleyecek. Dili çok ağır değildi ama kullanılan bazı yabancı kelimeler –kolo, sule, gyron…- başlarda kitabı anlamamamızı zorlaştırıyordu. Yazar bu kelimeler için bir dipnot düşmemiş, bunların anlamlarını kendimiz keşfetmemizi istemişti. Bu kitabı daha ilgi çekici hale getirdi ve elimden bırakamama neden oldu.

“Kralların ve rahiplerin karşısında güçlü olabiliriz, leydim, ama yaşamak endişelere ve karasızlıklara sahip olmaktır. Onları içeride tutarsanız, geride kalbi hiçbir duygunun yer edemeyeceği kadar nasır tutmuş bir insan bırakarak sizi kesinlikle yok eder.

Eğer elinizde hala Elantris veya Brandon Sanderson’ın herhangi bir  kitabı yoksa en kısa sürede alıp kendinizi bu büyülü dünyaya bırakmanızı tavsiye ederim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder